Kategori: Dini Hikayeler

Mecusi

Mecusi Bir Ramazan günü evinin avlusunda elindeki ekmeğini yiyen çocuğuna Mecusi babası seslenir :    – “Oğlum artık bundan sonra bütün ay boyunca ekmeğini avluda değil, evin içinde ye. Müslümanlara hürmetsizlik etmiş olmayalım. Onlar bir ay boyunca Yaratanlarına itaat edecek, oruçlu bulunacaklar!..”    Çocuklarını Ramazan ayı boyunca böylesine saygılı durumda tutan Mecusi, bir gün Hakk’ın

Dolar Ağacı

Dolar Ağacı Yüreğinde çağlayan gibi coşan muhabbetin tesiriyle yatağından fırladı. Gecenin ortasında Rabbisiyle buluşmanın hazzıyla abdestini almaya başladı. Annesinin kendi elleriyle işlediği seccadesini özenle yere serdi. Odada derin bir sessizlik vardı. Huşu içinde namaza durdu. O mütevazı evde büyük bir huzur buluyordu. Bir arkadaşının tavsiyesiyle bulduğu bu evdeki arkadaşları onun dünyasını değiştirmişti. Aldığı aile terbiyesiyle

Seher Misafirleri

Seher Misafirleri Ah şu sabah namazları” diye geçirdi içinden. “Yirmi dört saatlik günün, en nadide dakikalarına yerleştirilmiş. Her vaktin kendine has güzellikleri olmasına rağmen, ışığın zulmete galebe çalış muştusunun, esen yellerle bütün cihana duyurulduğu bu dakikalar, ayrı bir zevk-i ruhani serpiyor uyanık gönüllere. İşte bunun için kutsaldır seher vakitleri ve bu vakitlerin olmazsa olmazı ötelerin

Cinlere Dua

Cinlere Dua Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin yakın dostlarından biri olan Ebû Şeybe Hazretleri bir gün Hasan-ı Basrî Hazretlerinin devamlı namaz kıldığı camiye sabah erken varmıştı. Cami kapısı dışardan kitli olduğu halde içerden kalabalık bir cemaat tarafından «Âmîn! âmin!» diye dua edildiğini duydu. Ebû Şeybe büyük bir meraka kapılmış, ne olacak diye neticeyi bekliyordu. Biraz sonra içerde

Evliyanın Kerâmeti

Evliyanın Kerâmeti   Osmanlı Padişahlarından I. Mahmut, Medine-i Münevvere’ye gitmişti. O zaman Medine’de Harem muhafızı olarak bulunan Hacı Beşir Ağaya:     — Harem’i Şerifte, kaldığın bu zaman zarfında fevkalâde bir hâdise ile karşılaştığın oldu mu? diye sordu.     Harem-i Şerifin bekçisi Beşir Ağa başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlattı:     — Ravza-i Mutahharedeki Gbrü kapısı