Sırat Köprüsü

Sırat Köprüsü

sirat_kopruKıldan ince ve kılıçtan keskindir. Uzunluğu üç bin yıllık yoldur. Bin yıl yokuş, bin yıl düz ve bin yıl iniştir. Sırat köprüsü Cehennem üzerine kurulup, mahşer halkının hepsi onun üzerinden geçip giderler. Kimi şimşek gibi, kimi ok gibi, kimi, koşan at gibi geçerler.  Kimi günahlarını yüklenmiş yürür, kimi Cehenneme düşüp yanar, Cehennem mü’minlere, “Ey mü’min çabuk geç ki, gerçekte senin nûr’un ateşimi söndürüyor”, diye feryâd eder. Mü’minler selâmetle Sıratı geçer, Kevser Havuzundan içerler. Onda Gusl edip, ayıp ve noksanlardan temizlenirler. Cennete girip mertebelerine göre makamlarını bulup sonsuz olarak zevk ve safâ içinde kalırlar. Çünkü Cennet ehli gâh çeşitli nimetlerden lezzet alırlar, gâh Allahü Teâlâ’yı görmekle mest ve hayran olurlar. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hatırlara gelmeyen, güzelliklere kavuşurlar. Cennet ile Cehennemin arasında kale duvarı gibi burçları ve yüksek mazgalları olan büyük bir sur vardır. Yüksekliği beş yüz yıllık mesafedir. Uzunluğunun sonu gelmez ve binası renkli cevherlerle süslüdür. Oraya A’raf ismi verilmiştir. Mecnunlar, dağ başında olup din duymayanlar ve kâfir çocukları A’raf’ta kalırlar. A’raf’takiler Cennet tarafından bakıp içindekileri nimetler içinde gördüklerinde, orada olmayı arzu ederek çok mahzun olurlar. Cehennem tarafına bakıp içindekileri azâbda gördüklerinde, orada olmadıklarına şükr edip sevinirler. (A’raf’ta bulunanlar bir rivayette ebedi olarak orada kalıp bazen üzülüp, bazen sevinirler.)

Ey günâhları örten Allah’ım! Bizi Cehennemden koru, Cennetinde iyiler ile beraber bulundur. Dâr-ı beka ve kararda bize cemâlini görmeyi müyesser eyle. Bihürmeti Habibike’l muhtar. Âmin yâ Gaffar (Affedici) olan Allh’ım!

Tenbih

Unutmamalıdır ki buraya kadar yazılanların hepsi din işlerinden olduğundan hepsini yakınen tastik etmemiz ve itimat üzere hepsine inanmamız lâzımdır. Çünkü bunlar din işlerinden  yâni usûl bilgilerindendirler. Bunların aklî delil ve hüccetlere kıyası câiz değildir. İnsan aklı bunları idrâk etmekten âcizdir. Ancak bizim en yüksek matlubumuz olan Allahü Teâlâ’ya kavuşmak için, azamet ve kudretini düşünmemize ve anmamıza vesile olan âyet-i kerîme ve hâdis-i şerîflerin gösterdiği yolda âlemin hey’etini bu kadar açıklamakla yetinilmiştir. (aleyhi rahmetü’l Valîyi’l Müteâli) hazretleri: “Astronomi ilmi göklerin ve yerin yaratılmasını düşünenler için Allahü Teâlâ’yı tanımakta en güzel yardımcıdır”, buyurduğu için ve bütün ilimleri kendisinde toplayan, feyz kaynağı bir kalbin sahibi İmam Muhammed Gazâli (aleyhi rahmetü’l Valîyi’l Müteâli) hazretleri: “Hey’et ve teşrih ilimlerini bilmeyen Allah’ tanımakta âciz kalır”, buyurarak, anatominin delilleri ile astronominin muhtevasını bize duyurduğu için bir miktarâlemdeki astronomi ilminden ve bir miktar da insan bedenine ait anatomi ilminden  yazmak ve açıklamak uygun görülmüştür. Böylece açıklanan bilgileri okuyarak âciz kalma mahrumluğundan uzaklaşıp, cehalet zindanından çıkasın. Hikmet özüne girip, hakikat zirvesine ulaşasın. Eşyanın hakikatlerine vâkıf olup, mânânın inceliklerini bilesin. Cihanın sırlarını anlayıp âlemdeki olayları olduğu gibi müşahede edesin. Kendi nefsini bilmenin olgunluğuna erişip Allah’ı bilmenin  kutluluğuna erişesin.

(Ey varlığı gerekli olan, hayır ve iyilikler bağışlayan Allah’ım! Rahmetinin nurlarını üzerimize saç. Seni en iyi şekilde tanımaya kavuşmamızı kolaylaştır. Ey mahlûkların bütün vasıflarından münezzeh olan Allah’ım! Bizim, bildirdiğinden başka ilmimiz, anlattığından başka anladığımız, ilham ettiğinden başka mârifetimiz yoktur. Elbette Sen Alîm, Hakîm, Cevâdü’l –Kerîm, Rauf, Rahîmsin, Âmin! Ey acıyıcılığı ile yardımcı, ve ey rahmetiyle bağışlayanların en bağışlayıcısı!)

 Alıntı: Marifetname (Erzurumlu İbrahim Hakkı )

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.