İmam Şafii (Rh.A.)

İmam Şafii (Rh.A.)

Soyu Peygamber EfedimizleAdi Menaf’ta irleşir. 767 senesinde Gazza’da dünyaya geldi.

İlmini Mekke’de Müslim B.Halid ez-Zener’den tahsil etti. O’nun Muvatta adlı eserini ezberlediğinde yaşı 13’tü.

Derdi ki; “On altı senedirdoyasıya yemek yemedim, çünkü doyasıya yemek yemek, beene ağırlık verir. kalbi katılaştırır, zekayı kaybettirir, uykuyu çeker ve sahibini ibadetten alıkoyar.”

“Ne yalan, ne de doğru, ömrümde bir defa Allah’a yemin etmedim.”  Okumaya devam et

HZ. HAFSÂ R.A

HZ. HAFSÂ R.A

Ömer b. Hattab’ın [R.A.] kızıdır. İlk eşi, ilk müslümanlardan Abdullah b. Huzafe [R.A.] ‘nin kardeşi Huneys [R.A.)’dir. Huneys Habeşistan’a ilk hicret edenler arasındaydı. Orada çok kalmadı ve bir müddet sonra geri döndü.
Hafsâ, Rasulullah [A.S.] Medine’ye hicret ettiğinde Huneys’le evliydi. Medine’ye eşiyle birlikte hicret etti. Bedir Gazası’na katılan Huneys, bir rivayete göre Bedir’de şehit düştü. Başka bir rivayete göre de Bedirden hemen sonra Medine’de vefat etti.
Allah Rasulü (A.S.), Ömer (R.A.)’den Hafsa’yı kendisine nikahlamasını istediğinde, Ömer bu teklife oldukça şaşırdı ve bir o kadar da sevindi. Hz. Peygamber’den daha faziletli kimi bulabilirdi kızı için? Ve böylece Hafsa, Allah Rasulü ile evlenerek O’nun dördüncü eşi oldu. Evlendiğinde 20-22 yaşlarında genç bir hanımdı. Okumaya devam et

Diken Eken Adam

Diken Eken Adam

Adamın biri diken ekmiş. Diken, yanından geçen insanlar için engel teşkil ediyormuş ve insanlara zarar veriyormuş. Adama dikeni oradan sökmesini söylemişler. “Yarın sökeceğim” diyerek dikeni sökmeye söz vermiş.

İnsanların şikayetleri artmasına rağmen “yarınlar” hiç gelmemiş ve adam, dikeni sökmek için hiçbir çaba göstermemiş. Yıllar sonra dikenin kökleri derinleşmiş ve güçlenmiş. Sonunda belediye görevlileri gelmiş ve adamı dikeni sökmesi için uyarmışlar.

Adamın artık dikeni sökmekten başka çaresi kalmamış. Ancak zaman geçtikçe yaşlanmış ve eskisi kadar güçlü değilmiş. Adam güçsüzleşirken, dikenin kökleri ise çok daha derine gidiyormuş. Diken o kadar büyük bir ağaç haline gelmiş ki adam bu aciz ve güçsüz haliyle onu yerinden oynatamaz olmuş.

Bu zararlı diken ağacı o kadar büyümüş ki Okumaya devam et

“BENİ ÖLDÜRMEK İÇİN GELDİN!..

“BENİ ÖLDÜRMEK İÇİN GELDİN!..”

“Siyer-i Halebî” kitabında şöyle anlatır:
Bedir Vakası olduktan sonra, Umeyr bin Vehb el-Cühamî, Safvân bin Ümeyye ile bir gün Bedir Savaşında uğradıkları hezîmeti konuşuyorlardı.
Umeyr bin Vehb’in oğlu bu savaşta esîr düşmüştü. Umeyr bin Vehb, “Eğer borçlarım olmasaydı ve çoluk çocuğumun perîşan olmasından korkmasaydım, Muhammed’i öldürmek için Medîne’ye giderdim”dedi.

Bunun üzerine Safvân “Borçlarını ben ödeyeyim. Çoluk çocuğunun geçimini de üzerime alayım. Yeter ki sen bu işi yap” dedi. Umeyr, “Bu sır aramızda kalsın. Sakın kimse farkına varmasın” diye tenbîh etdikten sonra, Medîne’ye gitmek üzere yola çıktı… Okumaya devam et

Şirkin İlacı; Şükür ve Edeb

Şirkin İlacı;  Şükür ve Edeb

   Şirkin sebebi, temelde eşyadaki gizli kabiliyetler ve insandaki gaflettir. Gerçekten dünya ve içindekiler insan için süslenmiştir. Bu süs insanın gözünü büyülemiş, gönlünü çekmiş; aklını sarhoş, beynini devamlı meşgul etmiştir. Bunun tek sebebi imtihandır. Bu imtihanla, Yüce Allah’a kul olanlar ile dünyaya kölelik yapanlar ortaya çıkacaktır.
Vahyin nuruna ve peygamberin yoluna tabi olmayan insanlar, akıllarına uyup huzuru eşyada aramış, ondaki cilveye bağlanmış, bu bağlılık ileri bir safhada putçuluk halini almıştır. Bu çok gizli bir imtihandır. Öyle ki, eşyadaki dış güzelliğe aldanan insan, mülkü malikten çok sevmiştir. Kul ile ma’budu ayıramayan akıl, şaşkınlığından serabı su zannetmiştir. Okumaya devam et

Çağdaş Şirk

Çağdaş Şirk

‘Baksanıza! Allah yerde ve gökte olan nice varlıkları sizin emrinize verdi. Üzerinize gizli ve açık (zahiri ve batıni) nimetlerini akıttı. Hal böyle iken, insanlardan bir kısmı -elinde gerçek bir ilmi, doğru bir görüşü ve hakkı gösteren bir kitabı yokken- kalkar, Allah hakkında mücadele eder, boşuna tartışmalara girer.’ (Lokman/20) ayeti, insanoğlunun fıtratını ve tuhaf tutumunu en güzel şekilde ortaya koyuyor. Bu insanlara: “Gelin sizi yaratan Allah’a kulluk edin. O’nun indirdiği kitaplara ve gönderdiği peygamberlere uyun” dendiği zaman: “Hayır biz canımızın istediği yoldan gideriz; nasıl arzu ediyorsak öyle yaparız” diye garip bir cevap verirler. Cenab-ı Hakk soruyor: “Peki, gittiğiniz yolun başında şeytan oturuyor ve sizi alevli bir azaba çağırıyorsa, hâlâ ona mı uyacaksınız?” (Lokman/21) Okumaya devam et