CENNET IV. BÖLÜM

CENNET IV. BÖLÜM

CennetlikLivâ-yı Hamd’i ve Beyt-i Ma’mûr’u bildirir.

Ey aziz! Ehl-i tefsir ve ehl-i hadis ittifakla şöyle buyurmuşlardır:

Hak Teâlâ Hâbib-i Ekrem (s.a.v.) hazretlerine Livâü’l Hamd isminde bir sancak-ı şerif bahş etmiştir. Mahşer günü ümmet-i Muhammed  (s.a.v.), onun altında toplanacaktır. Ümmetine şefaat edecek olan Peygamberimiz (s.a.v.) kendisine va’d edilen Makam-ı Mahmûduna gidip Livâü’l-Hamd altında toplanan ümmetine şefaat etse gerektir. Şimdi o Livaü’l  Hamd Cennetin en yüksek yerinde bir sonsuz sahrada Hamd Dağı üzerine dikilmiş bir büyük alemdir. Uzunluğu bin yıllık mesafedir. Kabzası (tutulacak direği) beyaz gümüşten ve yeşil zebercedden olup üst ucu kırmızı yakuttandır. Üç köşesi vardır ki, her iki köşe arası beş yüz yıllık mesafedir. Üzerinde nûrdan üç satır yazı vardır.  Bunlardan her birinin uzunluğu beş yüz yıllık yol olan satırların birincisinde, “Bismillahirrahmanirrahim”, ikincisinde, “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah”, üçüncüsünde, “Elhamdülillâhi rabbi’l-âlemin”, yazılıdır. Bu büyük sancağın altında yetmiş bin sancak daha vardır. Bunlardan her birinin altında yetmiş bin saf melek vardır.  Her safhada bulunan yetmiş bin melek Hakk Teâlâ’ya tesbih ederler.

Beyt-i Ma’mûr, Firdevs Cennetinde kırmızı yakuttan yüksek bir kubbe idi. Hakk Teâlâ Hz. Âdem aleyisselâmı Cennetten yeryüzüne indirip sonra tevbesini kabul edince, ona bir ikram ve Cennet yâdigârı olması ve tavaf ve ziyaret etmesi için Beyt-i Mâ’mûru Cennetten bu dünyaya, Kâbe’nin bulunduğu yere indirdi. Biri doğuya, biri batıya açılan iki kapısı vardı. Bu kandillerin o zaman aydınlatabildiği yerler şimdi Harem-i Kâbe’dir. Hakk Teâlâ’nın emri ile yedi kat göklerdeki melekler nöbetleşerek ine Âdem aleyisselâm ile beraber Beyt-i Mâ’mûru tavaf ederlerdi. Beyt-i Mâ’mûr Hz. Âdem aleyisselâmdan Hz. Nûh aleyisselâma kadar yeryüzünde idi.  Tufandan önce dünya semasına kaldırılmıştır. Kıyamete kadar orada kalıp, sonra yine Cennette olan yerine kaldırılsa gerektir.

Beyt-i Mâ’mûrun yeryüzünde olan yerinde, Hz. İbrahim aleyisselâm  Hakk Teâlâ’nın emri ile Beyt-i Şerifi bina etmiştir. Eğer Beyt-i Mâ’mûr gökten düşse tam Kâbe’i Muazzamanın üzerine düşer. Yerdeki Beyt-i Şerif (Kâbe) ile gökteki Beyt-i Mâ’mûr arası Harem-i Şerifdir. Halen Kâbe duvarında bulunan ve öpülen Hacer-i es’ad (kutlu taş), Beyt-i Mâ’mûrdan yadigâr kalmıştır. Hacer-i es’ad kırmızı yakut iken tufanda Hakk Teâlâ’nın emri ile hacer-i esved (siyah taş) olmuştur. Dünya semâsındaki Beyt-i Mâ’mûra her gün yetmiş bin melek girip namaz kılar. Bu meleklere, -iblis de onlardan olduğu için –cin de derler. Sayıları o kadar çok tur ki, Beyt-i Mâ’mûra bir kere girene, kıyamete kadar bir daha sıra gelmez.

Erzurumlu İbrahim Hakkı – Marifetname

Add a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir