"Enter"a basıp içeriğe geçin

Resülullah’ın Muâz b. Cebel’e Mektubu

Resülullah’ın Muâz b. Cebel’e Mektubu

Muâz b. Cebel’den [radıyallahu anh] gelen bir rivayette şöyle anlatmıştır: “Bir oğlum vardı ve ölmüştü. Resülullah [sallallahu aleyhi vesellem] bana bir mektup gönderdi; şöyle diyordu:

“Allah Resülü Muhammed’den [sallallahu aleyhi vesellem] Muâz b. Cebel’e Allah’ın selâmı üzerine olsun. Kendisinden başka hiçbir ilâhın bulunmadığı Allah’a hamdediyorum:

Allah [celle celâluhü] başına gelen bu musibetten ötürü mükâfatını artırsın. Sana sabrı ilham etsin. Bizi ve seni şükrüyle rızıklandırsın. Sonra bilmelisin ki bizim canlarımız, mallarımız, ailemiz, çocuklarımız Allah’ın bizlere bir hediyesi ve emanetidir. Allah [celle celâluhü] onları bize, belirli bir vakte kadar faydalanalım diye vermiştir. O belirlenmiş vakit gelince onları bizim elimizden alacaktır. Sonra Allah [celle celâluhü], bizlere verdiği şeylerden ötürü şükretmemizi, başımıza bir musibet geldiğinde de sabretmemizi farz kılmıştır.

Senin oğlun da Allah’ın [celle celâluhü] bir hediyesi ve emanetiydi. Allah Teâlâ seni, neşe ve sevinç içinde bu nimetten faydalandırdı. Sonra onu, büyük bir ecir karşılığında tekrar geri aldı. Eğer sabreder ve mükâfatını beklersen senin için nice mükâfatlar vardır.

Ey Muâz! Senin bu acın, Allah’ın sana vereceği ecri ve sevabı yok edecek hareketlerde bulunmaya sevk etmesin! Yoksa kaybettiklerine pişman olursun. Eğer bu musibet karşılığında elde ettiğin sevabı bir bilseydin, o musibetin bunun yanında küçük kaldığını görecektin.

Bilesin ki ahlanıp vahlanmak öleni geri getirmez, üzüntüyü de gidermez. Sana da gelmesi muhakkak olan ölümü hatırla ki üzüntün gitsin. Allah’ın selâmı üzerine olsun.” (Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, 1/243; Heysemî Mecmau’z-Zevâid,3/3;Hâkim, el-Müstedrek, 3/274)

Üsâme b. Zeyd [radıyallahu anh] anlatıyor: Resülullah’ın [sallallahu aleyhi vesellem] kızlarından biri (Zeyneb), Peygamber Efendimiz’e bir adam göndererek, çocuğunun (veya oğlunun) ölmek üzere olduğunu haber verdi. Allah Resulü haber getiren kimseye, “Ona dön ve şunu bildir ki alan da veren de Allah’tır. O’nun katında her şeyin belli bir eceli vardır. Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin” buyurdu. (Buhârî, Cenâiz, 33 Müslim, Cenâiz, 9, 11.)

Son Nefeste İman – Hüseyin Okur

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir